Hayatınızın sayı doğrusu nasıl gidiyor

Hayatınızın sayı doğrusu nasıl gidiyor?

Ortaokul bilgilerinizden hatırlarsınız, sayı doğrusu matematik dersinin bir konusudur. Öğretmen tahtaya uzun bir çizgi çizer. Bu çizginin tam ortasına küçük bir çentik atar. Bu çentiğe sıfır der. Burası sıfır noktasıdır. Sıfır noktasının sol kısmı negatif sayılara ait sağ kısmı ise pozitif sayılara aittir. Bu sayı doğrusundan öğrendiğim en ilginç bilgi ise, negatif sayılar sıfıra yaklaştıkça değeri büyüyormuş. Yani bir örnek verecek olursak ; -1 -2 den büyük bir sayıdır. Çünkü -1 sıfıra daha yakındır. Bu doğrultuda hayatımızdaki en büyük negatif olay sıfıra yakın yani iyi şeylerin olacağına işaret. Ya sizin hayatınızın sayı doğrusu nasıl gidiyor? Hiç düşündünüz mü?

Hayatınızın sayı doğrusu da aynen matematikteki gibi ilerliyor. Yaşadığımız her şey bir sayı doğrusunun üzerinde hareket eden sayılar gibi. Negatif ve pozitif olaylar. Ya sıfır noktası! O ne işe yarıyor Allah aşkına. Bizim sıfır noktamız nerede? Bizim sıfırımız ne? Kafamda deli sorular.

Sıfır noktası

Sizin sıfır noktanızı, negatiflerinizi ve pozitiflerinizi bilmiyorum ama bir “arkadaşınkini”  çok iyi biliyorum. Bu arkadaş hayatımda gördüğüm en negatif insandı. Şöyle zannetmeyin; bir ortama girdiğinde somurtan, iğneleyen, yalnız biri gibi düşünmeyin. Tam aksine her ortamda neşeli, girişken, arkadaş çevresi olan biri. “E hani negatif biriydi”, diye söylendiğinizi duyar gibiyim. Dış dünyası pozitif iç dünyası kocaman negatif sayılarla dolu bir insandı. Asla kendisine güvenmezdi. Bir işe girişirken “bu kesin olmayacak”, diye düşünürdü ve olmazdı. Bir çivi mi çakacak, “o çivi oraya kesin girmez”, derdi ve gerçekten dediği gibi olurdu. Girdiği tüm işlerde ya başarısız oldu ya da yarım bıraktı. Düşüncelerini, hayallerini, inançlarını, umutlarını, enerjisini, mantığını yarım bıraktı bu insan. Ellerinde yarım kalmış bir yığın şey vardı. Sonunda ışığını da yarım bıraktı ve karanlığa gömüldü. Artık ne yapacağını nereye gideceğini nasıl ve nereden başlayacağını bilmeyen biri oldu.

Sonunda o, sıfır noktasında ulaştı. Hayatında yaşadığı en büyük negatif olay onu sıfıra ulaştırdı. Hastaneden verilen bir kâğıdın üzerinde sıfıra yakın bir sayı vardı ve bunun anlamı, negatif demekti. O kısacık zaman dilimi ne demek biliyor musunuz? Sonsuzluk demek.  Sanki hiç bitmeyecek acı veren bir sonsuzluk.

Sonra yavaş yavaş yelkovan ilerlemeye başladı.  Zaman yavaş ilerledikçe aklında ve daha çok kalbinde bir ilerleme olduğunu hissetti. Ne his ama! Neden böyleyim? Cevap çok açık değil mi? Sen negatif bir insansın. Bundan kolay soru olur mu? Hadi ama! “ Evet ben negatif bir insanım ama o da bir değer değil mi?”.

Değer evet değer! Yani sen değerli insansın; negatiflerinle, pozitiflerinle. İşte bunu fark etti o arkadaşım. Ne oldu biliyor musunuz? Sıfırın sağındaki sayıların değerini biliyorsunuz artık. Pozitif olanlar hani. O, gözünü en büyük pozitif sayıya ulaşmaya dikti.

Bide şunu yaptı: Mücadeleye giriştiğinde hep olacak sonuçlardan korkardı. Şimdi sonuçları düşünmemeye sadece zamanda akmaya başladı. Bu, ona o kadar tatlı ve iyi geldi ki hayata sıfırdan başladı. Sadece ilerledi. Sıfır aslında hiçte kötü bir şey değildi.

Tarafını seç!

Sıra sende, fark etme zamanı sende. Kendine kurban gibi davranmayı bıraktığında mükemmelliğin sadece pozitiflerle, mutluluklarla olmadığını kavradığında aslında ne kadar da değerliği olduğunu anlayacaksın. Yaşadığını, hayatın bu olduğunu anlayacaksın.

Anladığın şeyin ne kadar kıymetli olduğunu göreceksin. Sonra harekete geçeceksin. Neden biliyor musun? Varlığının kıymetinin farkına vardığında, daha iyi yaşaman gerektiğini düşüneceksin. Bunun için keşifler yapacaksın. Deneyeceksin.

Negatifliğinin nedenini bulacaksın ve o minik çizginin üzerini çizeceksin. Ne olacak biliyor musun? O negatif attığın küçük bir çizgi ile pozitif olmuş. Sadece küçük bir dokunuşla. Hayatına küçük dokunuşlar yapmaya ne dersin.

Bütün Hakları Saklıdır - Anneler Melekler © 2017

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?